BIR 2013’TE GERİ DÖNÜŞEN KAĞIDIN OLUMLU BİR SEYİR İZLEYECEĞİ GÖRÜŞÜNDE

J&H Sales International Genel Müdürü ve BIR paper departmanı başkanı Ranjit Baxi 2013 yılının geri dönüşen kağıt için bir geri dönüş yılı olacağını belirtti.

2013 yılının yine güçlüklere gebe olduğunu fakat 2011 ve 2012 yılında yaşananlar göz önüne alındığında geri dönüşen kağıtta daha olumlu bir havanın oluştuğunu sözlerine ekleyen Baxi, “Avrupa ve Asya ekonomileri değerlendirildiğinde pozitif bir büyüme beklentisi olacağı görülmektedir. Tabi Avrupa’daki büyüme oranı bazı ülkeler için %0.5 olurken bu oran Çin’de %8’e kadar çıkıyor.
Batı ekonomilerindeki gerileme trendinin durdurduğu ve tüketici güveninin geri geldiğini söylemek mümkün. Geri dönüşen elyaf fiyatlarının ve talebin 2013 Ocak itibariyle arttığı ve bir önceki çeyreğe göre tırmanışa geçtiğini görüyoruz. Bu çeyrekte görülen kur dalgalanmaları, ABD doları/Euro paritesinin 1.37’den 1.28’e inerek güçlenmesiyle ve sterling’te de benzer bir seyir izlemesiyle güçlü ihracat fiyatlarının yakalanmasını sağlamıştır.
Son çeyrekte navlun fiyatları nispeten istikrarını korumuştur fakat ikinci çeyrekte navlun fiyatlarında artışlar görülebilir. Yeni Çin Yılbaşından sonra fiyatlarda düşüş yaşanabileceği duyumları da alınıyor. ” Ayrıca, Çin ithalat sınırlamalarının etkisi konusunda da uyarılarda bulunan Baxi, “İthalat yapan birçok ülke daha sıkı kalite kontrol standartları uygulamaktadır.

Çin’e yapılan ihracatlarda artık şart koşulan yüksek kalite standartlarının karşılanıp karşılanmadığına bakılmaktadır. 2013 ikinci çeyreğinde önümüze artan bir talep ve daha kaliteli ürün talebi çıkmaktadır fakat bu konular asıl yılın ikinci yarısında daha yoğun yaşanacaktır.”

PAGEV, TÜRKİYE’NİN 3. GERİ DÖNÜŞÜM İŞLETMESİNİ KURUYOR

 Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme Eğitim Vakfı (PAGEV), Türkiye’nin üçüncü geri dönüşüm işletmesini hayata geçiriyor. PAGEV’den yapılan açıklamaya göre, yetkilendirme çalışmaları devam eden PAGÇEV (Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı Geri Dönüşüm İktisadi İşletmesi) atık yönetimi çerçevesinde, plastik atık oranının azaltılması, plastiklerin yeniden kullanımı ve geri dönüşüm için sürdürülebilir çözümler sunacak.
2013 yılı sonuna kadar toplam 100 bin ton ambalajdan 50 bin ton plastiğin geri kazanımını hedefleyen PAGÇEV, böylece ülke ekonomisi için 105 milyon lira katma değer yaratacak. Bu sektörde faaliyet gösteren tüm yetkili kurumların her yıl ortalama 400 bin ton plastiği geri kazandırdığı düşünülürse Türkiye ekonomisi her yıl en az 450 milyon liraya yakın kazanç elde edecek. Sadece 2011 yılında piyasaya 1,6 milyon tonluk plastik ambalaj sürüldü ve bunun 625 bin tonu resmi veya gayri resmi olarak ekonomiye geri kazandırıldı.  Geri dönüşümün ekonomik boyutu böyleyken çevreye olan katkısı ise bu rakamlardan çok daha fazla.
PAGÇEV, öncelikli olarak plastik atıkların geri dönüşümü konusuna yoğunlaşacak. İkinci etapta ise kağıt, karton, cam ve metal gibi diğer malzeme atıkları ile ilgili çalışmalara da başlanacak. PAGÇEV ayrıca; Milli Eğitim Müdürlükleri ile imzalayacağı protokolle ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında eğitim programlarına başlayacak. İlk protokol İstanbul Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzalanacak.  Bu program çerçevesinde kaynakta ayrı toplama ve geri dönüşüm konusunda bilinçlendirme çalışmaları yaparak eğitim misyonunu da yerine getirecek. Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uysal, plastik sektörü olarak GSYH’ya 25 milyar dolarlık bir katkıları olduğunu belirtti. Uysal, şunları kaydetti: “2012 yılında toplam üretimimizi 8 milyon tonun üzerine çıkardık, 300 binden fazla kişiye istihdam sağlıyoruz, direkt ihracatımız yaklaşık 5 milyar dolar. Plastikler kadar ekonomiye destek olan ve aynı zamanda çevreyi koruyan sürdürülebilir bir malzeme daha maalesef yok. Buna rağmen sektörümüz özellikle çevre konusunda sürekli gündemde. Çevreye verdiğimiz önem doğrultusunda PAGEV olarak; plastik atıkların sürdürülebilir yönetimine katkıda bulunmak, enerji tasarrufu sağlamak, çevre kirliliğini önlemek ve geri dönüşüm ile plastikleri tekrar kullanarak ekonomiye katma değer yaratmak üzere PAGÇEV’i kurduk. Plastiğin geri kazanımı için başlayan yolculuğumuzun diğer malzemeleri de kapsayarak devam edeceğini, eğitim çalışmalarımızın da İstanbul’dan başlayarak tüm ülkeye yayılacağını şimdiden rahatlıkla söyleyebilirim.” (AA)

AVRUPA GERİ DÖNÜŞÜM STRATEJİSİNİ REVİZE EDİYOR

 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Nisan 2013’te düzenlediği III. Atık Sempozyumu Antalya’da gerçekleştirildi. Atıkların çeşitli açılardan ele alındığı ve sektör paydaşlarının yoğun ilgisiyle yürütülen bu sempozyumda paneller düzenlendi, sorular soruldu ve cevaplar verildi.
Herkes kendince sorunlarını dile getirdi ve çözüm yollarını bulmaya çalıştı fakat bir kez daha görüldü ki özellikle bizim alanımıza giren ambalaj atıklarıyla ilgili sektörün sorunları dile getirmesi yanında bunlara ait çözüm yollarını da acilen ortaya koyması gerekmektedir. Gerek ülke olarak gerek daha dar kapsamda sektör olarak kendimizi konumlandırırken Avrupa’daki çeşitli kriterleri kendimize ölçü olarak alıyor ve bu kriterlere göre bir yol haritası çizmeye çalışıyoruz. III. Atık Sempozyumu’nda yaptığımız sunumda da belirttiğimiz gibi Avrupa geri dönüşüm faaliyetlerini aşağıdaki prensiplere göre sürdürmektedir.
Bunlar:
1.Avrupa geri dönüşüm sanayiinin desteklenmesi
2.Avrupa’da yeşil istihdam yaratılması
3.Atık nakliyesinden kaynaklanan emisyonun düşürülmesi
4.Avrupa çevre müktesebatına uygun geri dönüşüm faaliyeti yürütülmesi
5.Atık toplama sistemlerine yapılan yatırımların ekonomik canlılık ve zenginleşme olarak geri dönmesi
6.Geri dönüşüm sürecinin daha şeffaf yürütülmesi, daha etkin kontrol edilmesi ve böylece tüketici güveninin artması

Aslında bu amaçlar doğrultusunda faaliyet yürütülen İspanya’da 29 Kasım 2012’de yürürlüğe giren İspanya Atık Kanunu Avrupa’nın tamamında etkileyecek gibi görünüyor çünkü İspanya, Avrupa’da Almanya’dan sonra ikinci büyük kağıt üreticisi konumundadır.  Burada asıl hedeflenen (a) istihdam yaratılması, (b) nakliyeden kaynaklı emisyonların düşürülmesidir. Ayrıca, AB dışına çıkacak kağıdın gideceği ülkelerde Avrupa standartlarının yürürlükte olması gözetilmekte ve özellikle atık kağıdın ülke içinde değerlendirilmesi amaçlanmaktır.  İspanya Atık Kanunu: Madde 16.3: ‘Geri dönüşüme uygunluk arzeden atık malzemelere istinaden, kamu yöneticileri çevresel birtakım nedenlere dayanarak geri dönüşüm işleminin Avrupa Birliği içerisinde gerçekleştirilmesi amacıyla geçici mekanizmaları işletme yetkisine sahiptir.’ Madde 16 Yeni Ek Hüküm: ‘Üreticiler ve elinde geri dönüşebilen malzemeyi ilk elden bulunduranlar, atıkları Avrupa Birliği (AB) dışına göndermeden kaynaklanabilecek çevresel etkileri önleme adına – ilgili yönetmeliğe uygun olarak – atıkların AB içerisinde değerlendirilmesine öncelik verebilirler.’ Büyük perakende mağazaları, bankalar, otel zincirleri, hizmet şirketleri, belediye meclisleri vb kurum ve kuruluşlar, 29 Kasım 2012 tarihinde yürürlüğe giren İspanya Atık Kanunu’na istinaden bundan böyle geri dönüşebilen atık malzemelerin Avrupa sınırları içerisinde geridönüştürülmesini kanunen talep edebilecekler. Yeni kanun sayesinde İspanya’daki geridönüşebilen atık malzeme üreticileri, atıkların gideceği nihai yerle ilgili karar verebilecekler ve artık Avrupa’da İmal Edilmiştir (Made in Europe) ibaresi geridönüşümde esas hedef olarak belirlenecek.
2011 Atık Kanunu, İspanya’da belediye meclislerine Avrupa Birliği sınırları içinde geridönüşüm yapma yetkisi veren ilk kanundur. Günümüzde, çevre meseleleriyle ilgili acil tedbirleri içeren kanun maddelerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte ekonomik etkinliği artırmak amacıyla yakın bir çevrede geridönüşüm yapılması mümkün hale gelmiş ve bu konudaki yetkiler bütün üreticilere ya da geri dönüşebilen malzemeyi elinde ilk bulunduranlara verilmiştir.  Burada sözü edilen İspanya kanunu gibi önlemlerle AB bünyesinde oluşturulan Avrupa Geri Dönüşüm Topluluğu 2020’ye kadar Avrupa’da 400.000 yeni istihdam yaratılacağını öngörmektedir. Kağıdın farklı ülkelerde aynı şekilde koruma altına alınması Avrupa’ya özgü bir durum değildir. Yunanistan’da hurda kağıt ihraç etmek için lisanslı firmalarla çalışmanız gerekiyor ki bu zorlu bir süreci sabırla ve yılmadan takip etmeniz anlamına geliyor.  Şu anda hurda kağıt ihracatından rahatsız olan AB’de de bu konuda çalışmalar yapılmakta ilk olarak da İspanya hurda kağıt ihracatını izne bağlamış bulunmaktadır. (http://www.cepi.org/node/13230)  Bu çalışmayla, Avrupa Birliği’nden (AB) çıkan hurda kağıdın yine AB içerisinde kullanılması hedeflenmektedir. Mısır, Suriye, Çek Cumhuriyeti ve İran’da hurda kağıt ihracatı yasaklanmış durumdadır. Belarus’ta 2011-2012 yılları arasında hurda kağıt ihracatına yasak getirilmiştir ve 2013’te bu yasak devam etmektedir. Uzakdoğu’da da aynı uygulamarın bulunduğunu görüyoruz. Tayvan ve Malezya’da da hurda kağıtta ihracat yasağı bulunmaktadır.

BASILI MEDYANIN SONU MU?

 Newsweek 80 yıl sonra 2012 yılsonu itibariyle tamamen dijital ortama geçme kararı aldı. 2006 yılında Amerika’da günlük gazeteler yıllık 7 milyon ton kağıt tüketirken bu rakam 2011 itibariyle 3 milyon tonun biraz üstüne gerilemiş durumda. Avrupa’da da benzer bir trend hakim durumda.  Örneğin ABD’de 2017’de bildiğimiz anlamda gazete bulamayacaksınız.

Bundan iki yıl kadar sonra ise İngiltere’de bu anlamda gazete olmayacak.  Bütün kağıt türlerinin üretiminde Avrupa’da 2005-2012 arasında bir düşüş yaşanmıştır. Dünya’da toplam geridönüşüm oranı 1995’te %38’den 2010’da %52’ye çıkmıştır. Günümüzde ise ortalamanın %60 olduğu ifade edilmektedir. Uzmanlar bu rakamların, bazı pazarlarda daha yukarı çekilemeyeceğini çünkü bu pazarların belli bir doyum noktasın ulaştığını ifade ediyor. Japonya, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa pazarında kağıdın neredeyse tamamı geri dönüşüme tabidir.
Çin’de geri dönüşüm oranı kağıtta %60’a ulaşmış durumdadır.  Fakat ambalaj kağıdının geleceği konusunda karamsarlığa kapılmak için şu an hiçbir sebep bulunmamaktadır. Fakat 2014 itibariyle atık kağıt üretiminde devreye girecek yeni kapasitelerle mevcut 2.5 milyon tonluk kağıt üretimi 3.7 milyon tona ulaşacaktır. Hedefimiz kağıtta geri dönüşüm oranını %75’e çıkarmaktır.  2023’te Türkiye’de kağıt tükeminin tahmini 10 milyon tona ulaşacağı düşünüldüğünde yüzde 75’lik bir geri dönüşüm hedefinin 7.5 milyon ton kağıda tekabül ettiği görülecektir. Ulaşılacak bu rakamlar istihdam yaratılmasında büyük dolayısıyla işsizlik oranının düşmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

TÜRKİYE’NİN ORMANLARINA FİNLANDİYA MODELİ ÖNERİSİ

 Değerli AGED üyeleri,

AGED olarak 17.07.2013 itibariyle Dünya Gazetesi’nde yönetim kurulu üyelerimizden Sn. Mehmet Ali Molay’ın Türkiye’nin ormanlarına Finlandiya modeli önerisi başlıklı haberini yayınlatmış bulunuyoruz.

Haberi ve bağlantısını aşağıda görebilirsiniz.

Haber metninin sonunda Sn. Mehmet Ali Molay’ın kaleme aldığı metnin orijinalini bulabilirsiniz.

Türkiye’nin Ormanlarına Finlandiya modeli önerisi
17 Temmuz 2013 Çarşamba 08:03

Sedat ALP

İZMİR – Türkiye ile Finlandiya, orman varlığı bakımından birbirine çok yakın iki ülke. Türkiye’nin 22 milyon hektar, Finlandiya’nın ise 23 milyon hektar orman alanı var. Ancak, ormanların milli gelire katkısı açısından bu iki ülke arasında uçurum var. Türkiye ormanlarından yılda 1 milyar dolar kazanırken, Finlandiya 50 milyar dolar kazanıyor.
Atık Kağıt ve Geri Dönüşümcüler Derneği (AGED) Yönetim Kurulu Üyesi ve MOPAK Kağıt-Karton Sanayi ve Ticaret AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Molay, Finlandiya’da özel sektörce işletilen ticari endüstriyel orman plantasyonları ile ormanların ekonomik değerini arttıran bu başarılı modeli Türkiye’ye de öneriyor.
Ege Bölgesi başta olmak üzere Türkiye’de, özel endüstriyel orman plantasyonları kurulmasının son derece uygun ve karlı bir yatırım olduğuna dikkat çeken Molay, bunun için mevzuatın değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Aynı zamanda Finlandiya İzmir Fahri Konsolosu olan Mehmet Ali Molay, 500 yıl öncesine kadar tamamı ormanlarla kaplı olan Anadolu’nun, yakacak olarak kullanım ve orman yangınları yüzünden günümüzde sadece yüzde 24’ünün ormanlık olduğunu söyledi. Türkiye’nin toplam 22 milyon hektar olan orman alanlarının 10 milyon hektarının bozuk alan olduğuna dikkat çeken Molay, Türkiye’nin ormanlarından yılda 4 milyon metreküp tomruk, 5.3 milyon metreküp sanayi odunu, 7 milyon ster yakacak odunu sağlayarak yılda ancak 1 milyar dolar gelir elde ettiğini, 20 milyon metreküp odunun da orman yangınlarıyla yok olduğunu vurguladı. Molay, “Ormanlarımızın gelişmesini önleyen sanayi odunu tüketen sanayiler değil, yakacak olarak odun kullanımı ve aynı zamanda orman yangınlarıdır. Orman köylülerimiz, ülkemizde en alt sevide gelir elde eden, en yoksul vatandaş grubunu oluşturmaktadır” dedi

Finlandiya’nın orman serveti 500 milyar euro

Türkiye’nin ormancılıktaki bu cılız görüntüsünü Finlandiya’nın orman ekonomisinde ulaştığı boyutla kıyaslayan Molay, şunları kaydetti: “Orman denince akla ilk gelen ülke olan Finlandiya ormanlarının yüzde 62’si özel şahıslara, yüzde 24’ü devlete, yüzde 9’u orman ürünleri üreten firmalara, yüzde 5’i ise muhtelif kurumlara aittir. Devlete ait koruma altındaki tabii ormanlarda herhangi bir kesim veya ticari  faaliyet yapılmamaktadır. Finlandiya ticari endüstriyel orman plantasyonunun tesisine 100 yıl önce bir ağaç keserken 2-3 ağaç dikmekle start verilmiş. Finlandiya ormanlarından yılda 80 milyon metreküp sanayi odunu sağlanıyor. Ormanların gelişmesi ise yılda 85 milyon metreküp. Her geçen yıl odun rezervleri ve ormanlar artıyor. Finlandiya’nın orman ve orman ürünlerinin milli gelire katkısı 50 milyar dolara ulaşmış, orman serveti bugün 500 milyar euro olarak tahmin ediliyor. Finlandiya’da ormancılık faaliyetleri istihdama çok büyük katkı sağlıyor. Finlandiya’nın orman ve ormana hizmet eden yan sanayi sektörleri makine, nakliye, lojistik sektörleri orman potansiyelinden çok büyük katma değer alıyor. Odun kabuklarından ve artıklarından üretilen bio enerji çok önemli konuma geldi. Avcılık ve ormanlarda yetişen çilek, mantar gibi ürünler, Finli ailelere çok büyük gelir sağlıyor.”

Ağaç tarımna uygun alanlar özel sektöre kiraya verilsin

Molay, bugünki koşullarda Türkiye’de ormanların bir an önce yeniden yapılanması ve bozuk orman alanlarının mutlaka rehabilitasyona tabi tutulması gerektiğini belirterek, şu önerilerde bulundu: “Doğal ormanlar aynen muhafaza edilmeli. Bunun yanı sıra özel plantasyonlar ve ağaç tarımını destekleyecek, geliştirecek yasal düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz hale geldi. Orman konusunda yapılacak bu yasal düzenlemeler ve yeniden yapılandırmada ‘Finlandiya Modeli’ örnek alınabilir. Orman köylülerine, ormana ve ağaç tarımına uygun araziler Finlandiya’da olduğu gibi 49, 69 veya 99 yıllığına kiraya verilebilir veya gelir ortaklığı yapılabilir. Bütün dünyada artık sanayi odunu endüstriyel ormanlardan temin edilmektedir. Finlandiya başta olmak üzere orman sanayine yatırım yapan ülkeler orman yatırımını daha hızlı gelişen ağaç türlerine iklimi müsait olan Güney Amerika ülkelerine yatırımlarını kaydırmaktadırlar. Ülkemizin iklimi, toprağı, suyu, doğası ve coğrafyası endüstriyel orman potansiyelinin gelişmesine uygun konumdadır. Ülkemizin dört bir yanında çeşitli ağaç türleri çam, kayın, köknar, sedir, meşe, akasya ve okaliptüs türü endüstriyel orrmanlar kurulabilir.”

Yabancı yatırımcı yasal düzenleme bekliyor

Hükümetin, yeni Anayasanın hazırlandığı bugünlerde orman konusunu da gündeme almasını isteyen Molay, orman konusunda devlet tekelinin kaldırı

AVRUPA GERİ DÖNÜŞÜM SİSTEMİ SEMİNERİ SUNUMLAR

REW ISTANBUL 2013 kapsamında 14 Haziran 2013 Cuma saat 10:30-12:30 saatleri arası Karadeniz Salonu’nda düzenlenen AVRUPA’DA GERİ DÖNÜŞÜM SİSTEMLERİ semineri’nde: Alman Çöp Eknonomisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sn. Gabi Schock Avrupa ve Almanya’da Geri Dönüşümün Yasal Çerçevesi Remondis Çevre Tek. San. ve Tic. AŞ.’den Sn. Carole Heitmeyer Almanya’da Geri Dönüşüm Uygulamaları Başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.